Kapı aralığından bakarken kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu… 50 yaşındaki üvey annem Grace, odasında yavaş yavaş üstünü değiştiriyor. O kocaman, ağır memeleri sutyeninden kurtulup aşağı sarkıyor, meme uçları kalın ve koyu renk, yılların verdiği o dolgunlukla resmen sallanıyor. Tam o sırada göz göze geldik. Grace önce irkildi ama sonra dudaklarında o şeytani gülümseme belirdi. “Demek küçük piç beni dikizliyormuş… utandın mı yoksa sikinin kalktığını mı saklamaya çalışıyorsun?” Yavaşça bana doğru yürüdü, sadece külot ve o devasa memeleriyle. Gözlerim memelerine kilitlenmişken elini uzatıp çenemi tuttu. “Bak bana oğlum… üvey annenin memelerine bu kadar mı aç kaldın?” Bir anda elini pantolonumun üstünden geçirdi, fermuarı indirdi ve taş gibi olmuş yarağımı avuçladı. “Ohhh maşallah… bayağı büyümüşsün ha… anneni düşünerek mi bu hale geldin?” Grace diz çöktü, gözlerimin içine bakarak yavaş yavaş sıvazlamaya başladı. İri, yumuşak eliyle yukarı aşağı kaydırırken diğer eliyle kendi memesini sıkıyor, meme ucunu bana gösteriyordu. “İşte bak… bunları emmek ister misin? Ama önce annenin elinde boşal bakalım piç… hadi, dayanamıyorsun değil mi?” Avucunun içi sıcacık, kayganlaştı, baş parmağı sikimin başını okşuyor, diğer parmakları taşaklarımı sıkıca kavrıyordu. “Şu memelere bak… 50 yaşında ama hâlâ taş gibi… senin için sallanıyorlar oğlum… boşal hadi… annenin eline fışkırt hepsini…” Hızlandı, gözlerimin içine bakarak inledi: “Gel oğlum… boşal… üvey annenin avucuna boşal… hadi piç… şimdi… şimdi boşal!!” Sıcak meni parmaklarının arasından fışkırırken Grace sırıtıp elini yüzüme yaklaştırdı, meni damlaları çeneme damladı. “İlk seferlik hoş geldin hediyesi… ama bu daha başlangıç… yarın odama gel, memelerimi emerken sikini yine elimle boşaltırım… söz mü?” Grace dudaklarını yalayıp kalktı, memeleri hâlâ sallanarak odadan çıkarken arkasından bakakaldım… elim hâlâ yapış yapıştı, kalbim deli gibi çarpıyordu. Bu üvey anne işi… sandığımdan çok daha tehlikeliymiş.