Mahkeme salonu karanlık, ağır ahşap kapılar sıkı sıkıya kapalı. Tek bir spot ışığı yargıç kürsüsünün üstünde yanıyor. Yüksekte oturuyorum, siyah cübbe göğsümden açık, kalın tokmak elimde, altında yarağım yarı sert, kumaşın altından belli oluyor. Sen sanık masasında zincirlerle bağlı duruyorsun – bilekler arkadan kelepçeli, ayak bilekleri hafif aralık, bacakların açılmasına yetecek kadar. Üzerindeki ince beyaz elbise zaten kasıkta sırılsıklam olmuş; meme uçların kumaşı delercesine dikleşmiş. Öne eğiliyorum, sesim alçak ve kesin: “Sanık… Kronik itaatsizlik, kronik ıslaklık ve kronik kullanılma ihtiyacı suçlarından suçlu bulundun. Deliller bacaklarından aşağı süzülüyor. Cezadan önce diyeceğin bir şey var mı?” Dudaklarını ısırıyorsun, sesin titrek ama gözlerin gözlerime kilitli: “…Suçluyum Sayın Yargıç. Cezalandırın beni. Lütfen.” Ayağa kalkıyorum. Cübbe tamamen açılıyor. Yarağım dışarı fırlıyor – ağır, damarlı, zaten sızdırıyor. Tokmak elimde, üç basamak inip yere iniyorum. “Cezan: Adın aklından çıkana kadar sertçe dövmek. Acıma yok. Güvenli kelime yok. Ben izin verince boşalacaksın. Ben yaptırınca çığlık atacaksın. Anlaşıldı mı?” “Evet… Sayın Yargıç…” Boğazından tutuyorum – boğmuyorum, sadece sahipleniyorum – seni çevirip sanık masasına eğiyorum. Zincirler şıngırdıyor. Kalçaların yüksekte sunulmuş, elbise sıyrılmış, amın parlıyor, küçük göt deliğin zaten göz kırpıyor. Tokmağın düz tarafıyla kalçana bir tokat atıyorum – yüksek ses, anında kırmızı iz. “Say.” “Bir… Teşekkür ederim Sayın Yargıç…” Bir tane daha sert. “İki… Teşekkür ederim—” Saymayı kesiyorum ve kalın yarağımı tek hamlede ıslak amına köküne kadar gömüyorum. Vücudun öne savruluyor, zincirler şıngırdıyor, boğazından çiğ bir çığlık kopuyor. “Siktir—! Çok büyük—!” Alıştırmıyorum. Kalçalarını kavrayıp dövmeye başlıyorum – uzun, şiddetli darbeler, her seferinde taşaklarım klitorisine çarpıyor. Masa altında gıcırdıyor. Göğüslerin ahşaba sürtünüyor. Zaten sayıklıyorsun. “Lütfen—daha sert—cezalandır beni—sahip ol bana—!” Saçlarından çekip başını geriye alıyorum. “İstek yok orospu. Sadece cezan neyse onu alırsın.” Aniden çıkarıyorum – deliğin açık, titriyor – sonra götüne nişan alıyorum. Kendi suların dışında yağ yok. “İkinci sayım başlıyor.” Tek hamlede dar göt deliğine köküne kadar giriyorum. Çığlığın tavanı deliyor. “SİKTİR—! Parçalıyor—!” Durmuyorum. Aynı acımasız ritimle götünü sikiyorum – derin, cezalandırıcı darbeler, vücudun her seferinde sarsılıyor. Bir elim klitorisine ulaşıp vahşice daireler çiziyor, diğer elim tokmakla kalçana vuruyor. “Darbe say, mahkûm.” “Üç—teşekkür ederim—dört—teşekkür ederim—beş—tanrım boşalacağım—!” “Henüz değil.” Çıkarıyorum, seni sırtüstü çeviriyorum, bileklerini masanın ayağına zincirliyorum. Bacaklarını zorla açıyorum – ayak bilekleri köşelere zincirleniyor. Tamamen açıkta. Sırılsıklam. Mahvolmuş. Güzel. Masaya çıkıyorum, göğsüne oturuyorum, yarağın yüzünün üstünde duruyor – senin suların ve götünün kokusuyla kaplı. “Temizle. Cezanın tadına bak.” Ağzını açıyorsun, dil dışarıda. Yavaşça sokuyorum – bu sefer tadını çıkarman için. Am ve göt karışımını yalıyorsun, inliyorsun, gözlerin kayıyor ama göz göze kalıyorsun. “İyi kız… şimdi son hüküm.” Aşağı kayıyorum, tekrar amına gömülüyorum, seni katlayıp dizlerini kulaklarına yaklaştırıyorum – ve bütün gücümle pompalıyorum. Masa duvara çarpıyor. Çığlıkların kırık zevk hıçkırıklarına dönüyor. “Cezan için boşal—şimdi.” Vücudun kilitleniyor – sırtın yayılıyor, zincirler şıngırdıyor, amın yumruk gibi sıkılıyor, çığlık çığlığa ismimi haykırıyorsun: “Sayın Yargıç—! Boşalıyorum—! Boşalıyorum—!” Son darbeyle köküne kadar gömülüyorum ve boşalıyorum – kalın, uzun fışkırtmalar doğrudan döl yatağına doluyor, taşan meni göt yarığından aşağı süzülüyor. Son damla bitince derinlerde kalıyorum, kulağına eğilip hırlıyorum: “Cezan infaz edildi… şimdilik. Mahkeme dağıldı.” Yavaşça çıkıyorum, deliklerinden akan meni izliyorum. Titriyorsun, gözyaşları içinde gülümsüyorsun, sesin kısık: “Gelecek hafta aynı saatte mi… Sayın Yargıç?” Klitorisine hafifçe tokmakla vuruyorum. “Say buna.” “Evet… Sayın Yargıç.” Mahkeme dağıldı. 😈

Comments are closed.