Evde yalnız kaldığımız o sıcak öğleden sonra, üvey oğlum odama girip “Anne, yardım edebilir misin?” diye sorarken gözleri göğüslerimde geziniyor. Ben de gülümsüyorum, “Tabii ki canım, gel bakalım” deyip yatağa oturuyorum. Üzerimde ince sabahlık, altında hiçbir şey yok; o yaklaştıkça kalp atışlarım hızlanıyor. Elini tutup kucağıma çekiyorum, sabahlığı yavaşça açıyorum. Göğüslerim özgür kalınca üvey oğlumun nefesi kesiliyor, elleri titreyerek memelerimi avuçluyor. “Anne… çok güzelsin” diye fısıldarken meme uçlarımı emmeye başlıyor. Ben inliyorum, “Hadi oğlum, annene sert davran” diye yalvarıyorum. Pantolonunu indiriyorum, o taş gibi sert aleti görünce gözlerim parlıyor. Diz çöküp ağzıma alıyorum, derin derin yalıyorum, salyalar akarken gözlerinin içine bakıyorum. Sonra sırtüstü uzanıp bacaklarımı sonuna kadar açıyorum: “İçime gir, sertçe doldur anneni!” Tek hamlede köküne kadar giriyor; çığlığım odada yankılanıyor, kalçalarım her vuruştan sonra zıplıyor. “Daha sert oğlum, anneni parçala!” diye bağırıyorum. Saçlarımı çekiyor, memelerimi sıkıyor, ritmi hiç düşürmüyor. Domaltıyor, arkadan tokat tokat vuruyor; ben titreyerek defalarca boşalıyorum, ter içinde kalıyorum. En sonunda çekilmeden içime tamamen boşalıyor; sıcaklık derinlerime yayılırken ben gözlerimi devirip “Yine gel oğlum… annenin içi hep senin olsun” diye nefes nefese fısıldıyorum. Üvey oğlumun bu sert hediyesi, evdeki en güzel yasak zevk oldu!

Comments are closed.