Sabahın ilk ışıkları perdelerden sızarken o minik bakire yanımda mışıl mışıl uyuyor, pijaması sıyrılmış, tertemiz poposu hafifçe dışarı taşmış halde. Yavaşça üstüne eğildim, taş gibi olmuş koca yarağımı kalçalarının arasına yasladım. Nefesim ensesine değince kıpırdandı, gözlerini aralayıp “Mmm… ne yapıyorsun?” diye mırıldandı ama kalçaları istemsizce geri itti. “Şşş prenses, seni nazikçe uyandırıyorum” diye fısıldayıp sikimi o dar, ıslak girişe dayadım. Başını hafifçe sokunca inledi, “Ahh çok büyük… yavaş ol lütfen” diye yalvardı ama bacakları daha da açıldı. Yavaş yavaş içeri kaydıkça gözleri faltaşı gibi açıldı, “Siktir… içim doluyor, devam et!” diye titreyerek inledi. Her santimde dar delik esneyip yarrak yutuyor, memeleri minik minik zıplarken terlemeye başladı. Sabahın sessizliğinde şap şap sesler yükseliyor, zevkten kasılıp ilk orgazmını yaşıyor, “İçime boşal… bakireliğimi seninle uyandırmak istiyordum” diye sarıldı. Bu dev yarrakla uyanan bakire artık sonsuza dek bağımlı, sabah sikişi tam bir ateş fırtınası!