Akşam ev sessiz, baban şehir dışında. Üvey annen – 42 yaşında, esmer, başörtüsü hafif kaymış, dar bluzun altında devasa memeler dışarı taşmış, ince bel ve dolgun kalçalar – mutfaktan salona geliyor. Üzerinde ince bir gecelik, meme uçları kumaştan belli, eteği kalçalarını zor tutuyor. Sen koltukta oturuyorsun, telefonla oynuyorsun. O yavaşça yaklaşıyor, yanına oturuyor, bacağını bacağına değdiriyor.
“Küçük oğlum… baban yokken yalnız kaldık… içim yanıyor… sen de hissediyor musun?” diye fısıldıyor, elini bacağına koyuyor. Sen şaşırıyorsun ama çekmiyorsun. “Anne… yapma… günah…” diyorsun ama sesin titriyor, sikinin pantolonda kalktığı belli. O gülümsüyor, geceliğini sıyırıyor, kocaman memeler dışarı fırlıyor – meme uçları koyu ve sert.
“Günah değil oğlum… üvey annen seni rahatlatacak… bak memelerime… emmek ister misin?” Memesini ağzına yaklaştırıyor. Sen dayanamayıp emmeye başlıyorsun, meme ucunu emiyor, diliyle daireler çiziyorsun. O inliyor: “Ohh… iyi emiyorsun… meme uçlarımı ısır… teyzen azdı senin için…”
Elini pantolonuna sokuyor, yarağını avuçluyor: “Bak hele… sertleşmiş… üvey oğlumun yarağı büyümüş… hadi çıkar… annenin amına sok.” Pantolonunu indiriyorsun, kalın yarağın dışarı fırlıyor. O diz çöküyor, ağzına alıyor: “Mmm… çok kalın… boğazıma kadar alayım mı?” Boğazına gömüyor, salyalar memelerine damlıyor, dili damarlarda geziniyor: “Derine sok oğlum… boğazımı sik… üvey anne boğazı senin!”
Sonra koltuğa sırtüstü yatıyor, geceliğini beline topluyor, bacaklarını açıyor: “Hadi oğlum… üvey annenin amına gir… yavaş gir… bakire değilim ama dar kaldım… yırtılmak istiyorum senin yarağınla!” Yarağını dayıyorsun, yavaşça giriyorsun – dar olgun am geriliyor, duvarları yarağı sıkı sıkı sarıyor. Çığlık atıyor: “Aahh… çok kalın… amım yanıyor… ama durma… köküne kadar sok… derinlere göm!”
Ritmi tutturuyorsun, şap şap sesler yükseliyor, memeleri zıplıyor, terden parlıyor. “Daha hızlı oğlum… sertçe sik… klitorisimi ov… meme uçlarımı sık… üvey anneni inlet!” Kalçalarını tokatlıyorsun, klitorisini ovuyorsun: “Bağır anne… üvey oğlun sikiyor seni… amın yarağımı yutuyor!”
O vahşileşiyor: “Evet piç… derinlere… geliyorum… amım kasılıyor… boşal içime… üvey annenin amına menini fışkırt!” Titreyerek orgazm oluyor, suları fışkırıyor. Sen de dayanamıyorsun: “Boşalıyorum anne… amına menimi dolduruyorum!” Köküne kadar bastırıp sıcak meni en dibine püskürtüyorsun – taşan beyazlık bacaklarından akıyor, karnına damlıyor.
Nefes nefese birbirinize sarılıyorsunuz, amından meni sızarken gülümsüyor: “Oğlum… derdime derman oldun… harikaydın… baban gelmeden bir tur daha yapalım mı? Bu sefer götüme de sok… üvey annenin her deliği senin olsun.”
O günden beri üvey annen her fırsatta “yardım” istiyor – dolgun memeleri ve dar amı/götü meni dolu, mutlu ve azgın halde!