Kapıyı açtığında o dolgun memeleri ve şişmiş karnıyla karşımda duruyordu, yüzünde hem utangaç hem de azgın bir gülümseme… "Gel içeri, yalnızım bugün" dedi fısıltıyla. İçeri girer girmez kokusu başımı döndürdü, hamilelik hormonları mı nedir, amı zaten sırılsıklamdı. Kanepeye oturduk, elimi karnına koydum önce nazikçe, ama o elimi aşağı kaydırdı. "Doktor değil misin sen? Bak bakalım bebek nasıl" diye şakalaştı, ama sesi titriyordu. Eteğini sıyırdı, külotu yoktu bile. Kıllı amı şişmiş, dudakları aralanmış, suları damlıyordu. "Bebeğe zarar vermeden sik beni" diye yalvardı. Ben de "Yavaş olurum" dedim ama yalanmış, sikimi çıkarır çıkarmaz köküne kadar soktum. Kate inledi, "Ahh evet, işte böyle… hamile amımı doldur!" Karnı hoplarken memeleri sallanıyordu, süt damlaları uçlarından sızıyordu. Bağırarak boşaldı, amı kasılıp sikimi sıktı, ben de dayanamadım, içini sıcak döllerle doldurdum. Döller amından taşıp kalçalarına akarken karnını okşadım, "Bebek de hissetti mi?" diye sordum gülerek. Kate nefes nefese "Bir dahaki sefere de gel… bebek doğmadan önce son kez" dedi göz kırparak. Şimdi söyle bakalım, sen olsan hamile Kate’i yalnız bırakır mıydın?