Akşam eve geldiğinde suratı beş karıştı. Prag’ın gri sokakları, soğuk hava, düşük maaş, her şey üstüne üstüne geliyordu. Kapıyı sertçe kapattı, ayakkabılarını fırlattı, ceketini yere attı. Küçük karısı mutfakta bulaşık yıkıyordu – 22 yaşında, minyon, dolgun dudaklı, taş gibi kalçalı, o her zamanki sevimli pijamasıyla. Adam arkasından yaklaştı, beline sarıldı, sertçe kendine çekti. “Bugün çok kötüyüm… seni sikmek istiyorum… sertçe… ağzına ve amına… rahatlayayım” diye homurdandı kulağına. Kız önce irkildi, sonra dönüp gözlerinin içine baktı, hafifçe gülümsedi: “Tamam aşkım… ne kadar kötüysen o kadar sert sik… ağzımı da amımı da yırt… dertlerini bana boşalt.” Adam hiç beklemeden pijamasının üstünü sıyırdı, küçük memeleri dışarı fırladı. Meme uçlarını sertçe sıktı, kız inledi: “Ahh… evet… daha sert… meme uçlarımı kopar gibi yap.” Pantolonunu indirdi, kalın yarağı dışarı fırladı – günün bütün stresi orada toplanmış gibi zonkluyordu. Kızı omuzlarından tutup diz çöktürdü. “Ağzını aç orospu… boğazına kadar alıcam… rahatlayayım senin boğazında.” Kız ağzını kocaman açtı, yarağı dudaklarına dayadı. Adam saçlarından tutup tek hamlede köküne kadar gömdü. Kız öğürdü, gözleri yaşardı, salyalar çenesinden memelerine damladı ama bırakmadı. “Derine… boğazını sikiyorum… Çekya’daki bütün sinirimi boğazına akıtıcam!” diye bağırdı adam, kafasını ileri geri zıplattı. Şap şap sesler, boğuk öğürmeler, salya damlaları… Kız inliyordu: “Mmm… evet… boğazım senin… boşal ağzıma… rahatla aşkım…” Ama adam durmadı. Kızı kaldırdı, mutfak tezgahına sırtüstü yatırdı, pijamasının altını yırtarcasına indirdi. Dar, traşlı amı ıslak ıslak parlıyordu. “Amın da hazır… bak hele… sinirlerim için en iyi ilaç sensin.” Yarağını dayadı, tek hamlede köküne kadar soktu. Kız çığlık attı: “Aahhh siktir… çok derin… amım yırtılıyor… ama durma… sertçe sik… bütün gününü bana boşalt!” Adam ritmi uçurdu, tezgah sallanıyordu, kızın memeleri zıplıyordu, ter içinde kaldılar. “Bağır orospu… komşular duysun Çekyalı karısını nasıl siktiğimi!” Kız bağırıyordu: “Evet aşkım… sik beni… amımı parçala… boşal içime… dertlerini meni gibi akıt!” Klitorisini ovdu, meme uçlarını ısırdı, kız titremeye başladı: “Geliyorum… amım kasılıyor… sen de boşal… içime doldur… rahatla!” Adam homurdandı: “Boşalıyorum küçük orospu… bütün sinirlerimi amına boşaltıyorum!” Köküne kadar bastırdı, sıcak meni en dibine fışkırdı – taşan beyazlık bacaklarından aktı, tezgaha damladı. Nefes nefese yığıldılar. Kız amından meni sızarken gülümsedi: “Daha iyi misin şimdi aşkım? Çekya’da yaşamak zor ama… en azından amım her zaman hazır.” Adam öpüp: “Evet… çok daha iyiyim… yarın yine kötü günüm olursa… boğazına ve amına boşalırım.” Küçük karısı başını göğsüne yasladı: “Her zaman… sen rahatla diye amım ve boğazım hep açık.” Gün kötü bitti… ama gece çok iyi başladı.

Comments are closed.