Odaya girerken ellerini önünde kenetlemiş, yanakları kıpkırmızı, gözlerini yere dikmiş halde duruyor, sadece arkadaşız diye kandırılmıştı ama şimdi kapı kapanınca kalp atışları hızlanıyor. Oğlan yaklaşıp elini omzuna koyunca titriyor, yapma… bilmiyorum seni diye mırıldanıyor ama bakışları pantolonundaki şişkinliğe kayıyor, merakla karışık korku yüzüne vuruyor. Oğlan fermuarını indirip kocaman sikini çıkarıp gösterince gözleri faltaşı gibi açılıyor, Allahım… bu çok büyük… girmeyecek diye fısıldıyor ama bacakları hafifçe ayrılıyor. Oğlan yavaşça yaklaşıp elini eteğinin altına sokunca iç çamaşırı ıslanmış halde, utangaç utangaç inliyor, lütfen yavaş… ilk seferim. Yatağa sırtüstü yatırıp bacaklarını ayırıyor, dev sik başını amına dayayınca dişlerini sıkıp gözlerini kapatıyor, ahh… yırtılacak gibi… ama durma diye sayıklıyor, kalçaları istemsizce kalkıyor. Yavaş yavaş içeri girerken inlemeleri yükseliyor, dolduruyor içimi… siktir çok derin diye haykırıyor, elleri çarşafa yapışıyor, ter damlaları sarı saçlarından süzülüyor. Hızlanınca sesler odayı inletiyor, memeleri bluzun içinde zıplıyor, bir eliyle amını ovuşturup diğer eliyle oğlanın sırtını tırmalıyor. İçini sıcak sıcak doldurunca bütün vücudu kasılıyor, titreyerek boşalıyor, döller amından sızarken yan dönüp nefes nefese kalıyor. Utangaç utangaç gülümsüyor, kandırıldım ama… bu kadar iyi olacağını bilmiyordum, bir daha olursa yine kandır beni ama bu sırrı kimse öğrenmesin.

Comments are closed.