Pazar’da o esmer hatunu gördüğüm an içimde yangın çıktı. Göz göze geldik, gülümsedi, ben de cesaretimi toplayıp “Gel eve, kahve içeriz” dedim. “Tamam ama sadece 3 saat, sevgilim fark etmesin” diye fısıldadı, sesi titriyordu ama gözleri azgındı. Eve girer girmez kapıyı kilitledim. Üstünü yavaşça sıyırdı, sütyeni yoktu bile, dolgun memeleri dışarı fırladı. “Hızlı olalım, zamanımız az” dedi ama ben durmadım. Kanepeye yatırdım, eteğini kaldırıp külotunu kenara çektim – amı zaten sırılsıklamdı. “Sik beni ama sessiz, komşu duymasın” diye yalvardı. Sikimi amına dayadım, yavaşça girdim, o inledi “Ahh çok kalın… ama devam et!” Kalçalarını kaldırıp ritim tuttu, memeleri her pompalamada hopluyordu. “Götüme de geç, sevgilime vermediğim yeri sana vereyim” dedi. Göt deliğini parmaklayıp genişlettim, sonra köküne kadar soktum. Ağzını kapattım ki çığlık atmayın, o gözleri yaşararak “Yırtılıyor ama zevkli lan!” diye hıçkırdı. Zaman daralırken hızlandım, “İçine boşalıcam, sevgilinin haberi olmadan doldurucam seni!” dedim. O “Evet boşal, döllerin içimde kalsın!” diye yalvardı. Köküne kadar girip patladım, sıcak döller amından fışkırdı, aşağı sızdı. Titreyerek orgazm oldu, suları kanepeye damladı. Nefes nefese kalktı, “3 saat doldu, gitmem lazım… ama unutulmazdı” dedi, gülümseyerek. Kapıdan çıkarken arkasından baktım: “Yine pazar’da görürsem çağırırım” diye fısıldadım. O dönüp göz kırptı: “Belki sevgilim uyurken yine gelirim…”